Mühendis Bilim / Bilim / Bilim İnsanları / Mucitler / Büyük Beyinlerin Hayatları

Büyük Beyinlerin Hayatları

Hasan Eren EMİR | 3 Mart 2016, 0:19 | Bilim İnsanları / Mucitler | 2108 görüntülenme

Hayatlarını bilime ve bilimin gelişimine adamış büyük beyinleri, “Büyük beyin, büyük kafa da bulunur” fikri ile oluşturulan hareketli gif resimler eşliğinde bu yazımızda tanıyacağız.

Galileo Galilei


(d. 15 Şubat 1564 – ö. 8 Ocak 1642)

İtalyan asıllı, fizikçi, matematikçi, astronom, mühendis ve filozoftur. Rönesans’ın bilimsel devrimine büyük katkıda bulunan bilim insanına “gözlemsel astronominin babası”, “modern fiziğin babası” ve “bilimin babası” gibi isimler takılmıştır. Gözlemsel astronomiye katkılarının arasında Venüs’ün evrelerinin teleskopik kanıtı, Jüpiter’in en büyük dört uydusunun keşfi (Galileo’nun uyduları adı verilmiştir) ve güneş lekelerinin gözlemi ve analizi bulunmaktadır. Galileo ayrıca uygulamalı bilim ve teknoloji alanında da çalışmış ve geliştirilmiş bir askeri pusula ve başka aletler icat etmiştir.

Galileo’nun güneş merkezciliği ve Kopernikçiliği yaşadığı dönemde daha çok dünya merkezcilik ve Tycho sistemi yaygın olduğu için tartışma konusu olmuştur. Astronomlar ona sık sık karşı çıkmış ve güneş merkezli bir sistemin yıldızsal paralaks gözlemlenmediği için mümkün olmadığını savunmuşlardır. Bu konu 1615 yılında Roma engizisyonu tarafından soruşturulmuştur ve bunun yalnızca bir olasılık olduğu sonucuna varılmıştır. Galileo daha sonrasında “İki Ana Dünya Sistemi Üzerine Diyalog” kitabında bu görüşünü savunmuştur. Kitabın Papa 8. Urban’a ve Cizvitler’e bir saldırı niteliğinde olduğu düşünülmüş ve Galileo itibar kaybetmiştir. Engizisyon tarafından yargılanan Galileo’nun dalalet suçu işlediğinden şüphelenilmiş ve hem yazdıklarından caymaya zorlanmış hem de hayatının geri kalanını ev hapsinde geçirmeye mahkum edilmiştir. Ev hapsindeyken en başarılı çalışmalarından olan İki Yeni Bilim‘i yazmış ve bu kitapta kırk yıl öncesinde yaptığı kinematik ve maddelerin kuvveti ile ilgili çalışmalarına yer vermiştir.

Isaac Newton

(d. 25 Aralık 1642 – ö. 20 Mart 1727)

İngiliz fizikçi, matematikçi, astronom, mucit, filozof, ilahiyatçıdır. 1687’de yayınlanan kitabı Philosophiæ Naturalis Principia Mathematica, klasik mekaniğin temelini atmıştır ve tarihte en önemli bilimsel kitaplardan biridir. Bu çalışmasında Newton, evrensel kütle çekimini ve hareketin üç kanununu ortaya koymuş ve sonraki üç yüzyıl boyunca bu bakış açısı bilim dünyasına egemen olmuştur. Newton dünyadaki nesnelerin hareketleri ile gökyüzündeki nesnelerin aynı doğal yasalar ile yönetildiklerini kendi kütle çekim kanunu ile Kepler’in gezegen hareketleri kanunu arasındaki tutarlılıklar ile göstermiştir. Newton ilk yansıtmalı teleskobu geliştirmiş, beyaz ışığın bir prizmaya tutulduğunda farklı renklerden bir tayf yapması gözlemi sonucu bir renk kuramı oluşturmuştur.

Öyleki Newton bilim insanları tarafından tarihin en etkili insanlarından biri kabul edilmektedir. 1999’un sonlarında 100 ileri gelen fizikçiyle gerçekleştirilen milenyum oylamasında Newton, tüm zamanların en iyi fizikçileri arasında Albert Einstein’dan sonra 2. sırayı almıştır.

Marie Curie

(d. 7 Kasım 1867 – ö. 4 Temmuz 1934)

Marie Curie veya doğum ismiyle Maria Salomea Skłodowska, Polonya asıllı kimyager ve fizikçi. Madam Curie olarak da bilinir. Radyoaktivite üzerine yaptığı çalışmalarla iki farklı alanda Nobel Ödülü kazandı. Uranyumla yaptığı deneyler sonucu radyoaktiviteyi keşfetti. Toryumun radyoaktif özelliğini buldu ve radyum elementini ayrıştırdı. 1903 Nobel Fizik ödülü, 1911 Nobel Kimya ödülü sahibi ve radyoloji biliminin kurucusudur. Çalışmalarıyla bir çığır açan Curie, Nobel Ödülü’nü alan ilk kadın, bu ödülü iki kere alan ilk bilim insanı olmuştur.

Albert Einstein

(d. 14 Mart 1879 – ö. 18 Nisan 1955)

Alman İmparatorluğu’nun Ulm kentinde dünyaya gelen Einstein, yaşamının ilk yıllarını Münih’te geçirdi. Lise eğitimini ve yüksek eğitimini İsviçre’de tamamladı; fakat bir üniversitede iş bulmada yaşadığı zorluklar nedeniyle bir patent ofisinde müfettiş olarak çalışmaya başladı. 1905 yılı Einstein için bir mucize yıl oldu ve o dönemde kuramları hemen benimsenmemiş olsa da ileride fizikte devrim yaratacak olan dört makale yayınladı. 1914 yılında Max Planck’ın kişisel ricası ile Almanya’ya geri döndü. 1921 yılında fotoelektrik etki üzerine çalışmaları nedeniyle Nobel Fizik Ödülü’ne layık görüldü. Nazi Partisi’nin iktidara yükselişi nedeniyle 1933’te Almanya’yı terk etti ve Amerika Birleşik Devletleri’ne yerleşti. Ömrünün geri kalanını geçirdiği New Jersey eyaletinin Princeton ilçesinde hayatını kaybetmiştir.

Albert Einstein, özel görelilik ve genel görelilik kuramları ile iki yüzyıldır Newton mekaniğinin hakim olduğu uzay anlayışında bir devrim yaratmıştır. Sadece matematik hesaplamalar ve denklemler ile oluşturduğu kuramları sonradan deneysel olarak defalarca doğrulanmıştır. E = mc2 denklemi ile formüle ettiği kütle-enerji eşdeğerliği yıldızların nasıl enerji oluşturduğuna açıklama getirmiş ve nükleer teknolojinin önünü açmıştır. Fotoelektrik etki ve Brown hareketine getirdiği matematiksel açıklamalar, modern fiziğe diğer katkıları arasındadır. Ömrünün büyük bir kısmını bütün kuramları birleştiren bir birleşik alan kuramı yaratmaya çalışarak geçirmiş ama bu çabaları sonuçsuz kalmıştır. Einstein kuantum mekaniğinin bazı sonuçlarına, özellikle belirsizlik ilkesine oldukça şüpheci yaklaşmış fakat bu yaklaşımlar ileride geniş kabul görmüştür.

Einstein, Nazilerin nükleer bomba geliştirmesi endişesiyle ABD başkanı Roosevelt’e bir mektup göndermiş, ABD’nin nükleer çalışmalara başlamasını tavsiye etmiştir. Holokost sonrası Yahudilerin kendi ülkelerine sahip olması gerektiği fikrini savunmuş, İsrail’in kuruluşuna destek vermiştir. Çeşitli söyleşilerinde Yahudilik dinine ve diğer kutsal kitaplara inanmadığını belirtmiş, sosyalizme sempati duyan bir makale yayınlamıştır. Bertrand Russell ile birlikte nükleer silahlara karşı bir manifesto da yayınlamıştır.

1999’un sonlarında 100 ileri gelen fizikçiyle gerçekleştirilen milenyum oylamasında Einstein, tüm zamanların en iyi fizikçileri arasında 1. sırayı almıştır.

Einstein, hayatı boyunca 300’den fazla bilimsel makale yayınlamıştır, ayrıca 150’den fazla bilim dışı çalışmaları da olmuştur. Başarıları ve eserleri nedeniyle Einstein sözcüğü, “dahi” ile eş anlamlı olarak kullanılmaya başlanmıştır.

Nikola Tesla


(d. 10 Temmuz 1856 – ö. 7 Ocak 1943)

Sırp kökenli Amerikalı mucit, fizikçi ve elektrofizik uzmanı. Aslında dünyadaki bilim ve teknoloji yapısını tam anlamıyla ‘kökünden‘ değiştirebilecek birçok ‘kullanılan ve kullanılmayan’ deneye/buluşa da imza atmıştır. Özellikle ‘günümüzde kullanılan alternatif akımı‘ ve ‘elektriğin kablosuz taşınabilmesi‘ gibi buluşları ve bunu kanıtlaması onun ne kadar benzersiz bir mucit olduğunu açıklar. Thomas Edison ile arasında amansız bir bilimsel mücadele geçmiştir. Elektrik üzerine yaptığı sayısız deneyler ve buluşlar vardır. 7 Ocak 1943 itibarıyla, yirmi altı ülkede kendisine ait üç yüze yakın patenti bulunmaktaydı. New York’da ve çoğu eyalette 10 Temmuz, Tesla Günü olarak kutlanır. Manhattan’da 40.Sokak ve 6.Cadde köşesine ismi verilmiştir. Time dergisi 1931 yılında, Tesla’nın doğumunun 75. yıldönümünde kapak resmi olarak onu seçmiştir. Sanırım

Dünya, Nikola Tesla’nın dengi biri gelmesi için çok uzun bir süre beklemelidir.” E.ARMSTRONG

sözü Tesla’nın hayatını oldukça güzel özetlemektedir.
Hayatının her evresinde maddi ve manevi sıkıntılar yaşamış fakat bu sıkıntılar onun, Dünya’ nın en büyük mucitlerinden olmasına engel olamamıştır. Nitekim alternatif akım, uzaktan kumanda, radyo sinyalleri, kablosuz elektrik iletimi, bobinler, iyonosfer çalışmaları, radarlar, tribünler, kozmik ses dalgaları ve uzaya kadar geniş alanlar üzerine çalışmaları günümüz elektrik ve elektroniğinin temellerini oluşturmuştur. Çalışmaları sayesinde “zamanının ötesindeki deha” olarak anılmıştır.

Hiç evlilik geçirmeyen Tesla, 7 Ocak 1943 tarihinde 86 yaşında New Yorker Oteli’ nin bir odasında parasız ve yalnız olarak hayata veda etmiştir. Ticari amaç gütmeksizin insanlık yararına ürettiği icatları onun sürekli para sıkıntısı çekmesine ve tabiri yerindeyse, “hiç bir iyilik cezasız kalmaz” sözünün en büyük öncülerinden olmasına sebep olmuştur.

Bazı kaynaklarda, yaşamının sonlarına doğru gizemli silahlar üzerine çalıştığı düşünülen Tesla’nın ölümünün ardından bütün dokümanlarına ABD hükümeti tarafından el konulmuştur.

YAZAR BİLGİSİ
Hasan Eren EMİR
Yönetici
Biyografi

Merhabalar. Ben MühendisBilim’ in yöneticisiyim. Çocukluğumdan beri elektik-elektronik ve yazılım alanlarına duyduğum büyük ilgi sebebiyle üniversite eğitimimde bu alana yöneldim. Halen Atatürk Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü’ nde eğitim görmekteyim. Bunun yanında kendi projelerim üzerinde çalışmalarımı sürdürüyorum. Bilim, teknoloji, mühendislik alanlarından gelişmeleri duyuracağım ve diğer projelerimi de yayınlayacağım bir platform ihtiyacından doğan bir diğer projem; MühendisBilim için desteklerinizi bekliyor, iyi okumalar diliyorum.

BENZER GÖNDERİLER

FACEBOOK İLE YORUM YAP

YORUM YAP


PAYLAŞ